İ ile başlayan erkek isimleri

 

İbiş: l. Ortaoyunu ve kukla tiplerinde gülünç şahıs. 2. Avanak, sersem. Daha çok takma isim olarak kullanılır.

İbsan: İnsanın yüzü veya huyu güzel olma

İcab: 1. Lazım gelme, gerçek. 2. Bir sözleşme için ilk söylenen söz. 3. Olumlama, olumlu hale gelme.

İcabi: (bkz. İcab)

İci: 1. Hükümdar veziri vekili. 2. Atmaca.

İçöz: İçli, özlü değerli

İdikut: 1. Kutlu, saadetli. 2. Yüksek rütbeli. 3. Eski Türklerde bir hükümdar ünvanı.

İfhar: Onurlandırma, üstün etme

İğdemir: Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç

İhsan: 1. İyilik etme. 2. Bağış bağışlama. 3. Verilen bağışlanan şey. 4. Lütuf, iyilik.

İhtimam: Dikkatle çalışma, önemle inceleme

İhtiram: Saygı, hürmet

İlbey: Bir müddet “vali” karşılığında resmen kullanılan uydurma kelime

İlbilge: Bir ülkenin tanınmış saygın, bilgin kişisi

İlcan: Ülkenin canı, sevdiği kişisi

İldemir: Ülkenin en sağlam, güçlü, kuvvetli kişisi

İlenç: İlenmek amacıyla söylenen söz, ilenme

İlgar: 1. Eski Türklerde at koşularına ve tören olarak yapılan koşulara verilen ad. 2. Atın dört nala koşması.

İlgari: 1. Artukluların Mardin ve Silvan kolundan iki Atabeyin adı. 2. Komutan, önder.

İlhami: (bkz. İlham)

İlhan: Moğol hükümdarlarına verilen unvan

İlig: Hükümdar ve hükümdar ailesi mensuplan

İlig: Hükümdar ve hükümdar ailesi mensuplan

İlighan: Karahanlı hükümdar.

İlkcan: İlk doğan erkek çocuklarına verilen ad

İlkehan: Yeni ilkeler, kanunlar koyan hükümdar, yönetici

İlker: İlk doğan çocuk

İlkercan: İlker: İlk doğan çocuk ve Can: Hayat İsimlerinden meydana gelmiştir.
İlkercan Tunçkol

İlkser: İlk baş, ilk önce, birinci

İlkser: İlk baş, ilk önce, birinci

İlkut: Kutlu, mutlu, uğurlu ülke

İlkutay: Kutsal ülke

İlmi: İlimle, bilgi ile ilgili

İlsavun: Ülkeni düşmanlardan koru

İltan: Ülkeni tanı, ülkesini tanıyan seven

İltan: Ülkeni tanı, ülkesini tanıyan seven

İltay: (bkz. İltan)

İlteber: Eski Türklerde vali, kumandan anlamlarında unvan

İltekin: Tek ve eşsiz ülke

İltekin: Tek ve eşsiz ülke

İltemir: (bkz. İltekin)

İltemiz: (bkz. İltekin)

İltemür: (bkz. İltekin)

İlter: Yurdunu seven, koruyan, gözeten

İlteriş: Bkz. İlter
Ahmet Eskişehirli

İmad: Direk, kolon

İmadeddin: 1. Dinin direği. Daha çok unvan olarak kullanılır. -Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İmam: 1. Namazda kendisine uyulan kimse. 2. Önde bulunan, önayak olan kimse. 3. Halife. Devlet başkanı. 4. Mezhep kuran yüksek dereceli alim. 5. Hz. Ali neslinden gelen. 6. İmam-ı Âzam: Hanefiyye mezhebinin kurucusu.

İman: Din inancı , kutsal inanç,İslam Dini’ne inanma.

İmar: Şenlendirme, bayındırma

İmareddin: Dini alanda yenilik yapan, dinin yönlendirdiği kimse. – Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır

İmdad: 1. Yardım eden. 2. Yardıma gönderilen kuvvet. – Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İmdat: Yardım dilemek, yardım istemek, yardım beklemek

İnak: Gerçek dost, arkadaş, sırdaş

İnalkut: İnanılan doğru, uğurlu ve kutlu kimse

İnaltekin: (bkz. İnalkut)

İnan: 1. Dizgin. 2. İdare etme, yürütme. 3. (Tür.) Bir kimse ya da şeyin doğruluğunu büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme, iman.

İnanç: 1. Bir fikre olan bağlılık, kesin kabul. 2. İman. 3. Kesin kabulle bağlanılan şey. 4. İnanılır şey. 5. Doğru, emin.

İnanç: 1. Bir fikre olan bağlılık, kesin kabul. 2. İman. 3. Kesin kabulle bağlanılan şey. 4. İnanılır şey. 5. Doğru, emin.

İnanöz: Özünde inanç olan, iman eden

İnşat: Neşelendirme, (bkz. Neşet)

İrade: 1. İstem. 2. Emir. 3. (bkz. İstem).

İrfat: Yardım etme, bir şey verme

İrtek: 1. Şafak vaktinde doğan. 2. Masal, efsane.

İrtiza: Razı olma, uygun bulma, beğenme, seçme

İsad: 1. Yüceltme, yükseltme. 2. Kutlu kalma.

İsaf: Bir isteği, dileği yerine getirme

İsar: 1. İkram, bahşiş. 2. Cömertlikle verme. 3. Dökme, saçma, serpme. 4. Kendi muhtaç olduğu halde bahşiş verme.

İsfendiyar: İran mitolojisinde adı geçen hükümdarın adı

İsmah: 1. Semahatli, cömert kılma. 2. Mülayim ve itaatli.

İsrafil: Dört büyük melekten sura üfürme görevi verilen melek

İstemi: Gök Türk Devleti’nin kurucusu Bumin Kağan’ın kardeşinin adı.
Olcay İstemi Dogan

İstemi: Gök Türk Devleti’nin kurucusu Bumin Kağan’ın kardeşinin adı.
Olcay İstemi Dogan

İstemihan: Göktürk devletinin kurucusu Bumin kağanın kardeşi olan Türk hakanı

İşcan: Çalışmayı seven, çalışkan

İtkan: 1. Sağlamlaştırma. 2. İnanma.

İzgün: (bkz. İzgü)

İzhan: İyiliğin, güzelliğin hakimi, yönetici

İzhar: Gösterme, meydana çıkarma

İzzet: 1. Değer kıymet yücelik, ululuk. 2. Kuvvet, kudret. 3. Hürmet, saygı ikram izan.

İzzi: Sabırlı, dayanıklı kimse

 

İber: İbretler, alınan kötü dersler

İbhac: Sevindirme, sevindirilme

İbra: Beri kılma, beraat etme, temize çıkarılma, aklanma.

İbriz: Halis, saf altın

İbşar: Müjde verme, müjdeleme, muştulama

İclal: 1. Büyültme, saygı gösterme, ikram. 2. Büyüklük, kudret ve kuvvet.

İcmal: 1. Özetleme. 2. Özet. 3. Cem, toplama.

İçkin: Varlığın içinde bulunduğu varlığın yapısına karışmış olan. 2. Yalnızca bilinçte olan. 3. Deney içinde kalan, deneyi aşmayan. 4.Dünya içinde dünyada olan

İçten: Yürekten, candan, samimi. En önemli, can alıcı noktasından

İfaza: 1. Feyizlendirme, feyz ve nur verme. 2. Kabı taşıncaya kadar doldurma.

İfdal: 1. Lütuf ve bağış.

İftihar: 1. Şeref, şan. 2. Övünme.

İhtişam: Büyüklük, göz alıcılık, gösterişlilik, görkem

İhvan: 1. Sadık, samimi candan dostlar. 2. Aynı tarikata mensup insanlar.

İkan: Sağlam biliş, bilme

İkbal: 1. Birine doğru dönme. 2. Baht-talih. 3. İşlerin yolunda gitmesi, bahtlı, saadetli, mutlu olması. 4. Arzu, istek.

İkbar: Büyük, ulu görme, görülme.

İkdam: 1. İlerleme. 2. İlerlemeye çalışma.

İkram: 1. Hürmet, saygı gösterme. 2. Ağırlama. 3. Bir şeyi hediye, armağan olarak verme. 4. Hesap dışı yapılan inceleme.

İksir: 1. Ortaçağ kimyacılarının olağanüstü etkili güçte varsaydıkları cisim. 2. Etkili, yarar şurup. 3. En etkili neden.

İlber: Uygur ve karluklarda hükümdara bağlı yüksek devlet memuru, idareci anlamında “ilteber” veya “elteber” unvanları kullanılmıştır. Diğer yandan türkçe’de “ilver” anlamında “ilber” sözü kullanılmaktadır.
Berserker

İldeniz: 1. Ülkenin denizi. İldeniz Şemseddin: Azerbaycan Atabeyleri diye de anılan İldenizler Sülalesinin kurucusu. Kıpçaklardandır. (Öl. 1175).

İley: 1. Huzur. 2. Yan, yön, karşı taraf.

İlgi: 1. İki nesne arasındaki bağ, alaka. 2. Kimyada bir cismin başka bir cisimle birleşmeye olan meyli.

İlgü: Engel, mania

İlham: 1. Allah tarafından insanın gönlüne doldurulan şey. 2. Peygamberin gönlüne gelen ilahi düşünceler. 3. Günlük, olağan şey. 4. İçe-gönüle doğma.

İlkay: Yeni ay, ayın ilk hali

İlke: 1. Kendisinden türetilen ilk madde. 2. Temel düşünce, temel kanı, umde, prensip. 3. Temel bilgi. 4. Öncül. 5. Davranış kuralı.

İlkim: İlk doğan çocuklara verilen ad

İlkin: Önce, öncelikle, uydurma bir kelime

İlksel: Uzun süre çocuğu olmayanların daha sonra ikiz ve üçüz çocukları olduğunda verilen isim

İlksen: (bkz. İlknaz)

İlliyyun: Gökyüzünün ve cennetin en yüksek tabakası

İlma: 1. Parlatma. 2. Belirleme, işaret etme.

İlmen: Bir ülke halkından olan kimse, yurttaş

İlsak: Birleştirme, kavuşturma

İlsev: Ülkeni sev, ülkesini seven

İlseven: (bkz. İlsev)

İlsu: Ülkenin suyu, bereketi, bolluğu

İltifat: 1. Yüzünü çevirip bakma. 2. Dikkat. 3. Hatır sorma, gönül alma. 4. Sözünü başka bir kişiye çevirme.

İmer: Çok zengin, varlıklı

İmge: Hayal karşılığı olarak kullanılan ve Fransızca İmaj kelimesine benzetilerek uydurulan kelime

İmren: Görülen bir şeyi veya herhangi bir isteği elde etmek istemi, gıbta

İmruz: Bugün

İnare: Nurlandırma, aydınlatma

İndira: 1. Girişim. 2. Öne geçme. 3. Bulut altından sıyrılma.

İnşilal: 1. Şelale oluşturma. 2. Şiddetle dökülme, atılarak akma.

İnşirak: 1. Çatlayıp yarılma, yarık olma. 2. Parlama.

İrca: 1. Geri çevirme, geri döndürme. 2. (Kim.) indirgeme.

İrem: 1. Cennet bahçesi. 2. Ok veya kurşun atılan nişan tahtası. 3. Cenk denilen musiki aleti ve bunu icad edenin adı. 4. Ad kavmi zamanında, Şeddad tarafından cennete benzetilme amacıyla yapılan bahçe olup, Şam’da veya Yemen’de bulunduğu söylenir. Kur’an-ı Kerim’de
..

İren: 1. Özgür, hür.

İrfan: 1. Bilme, anlama. 2. Gerçeği sezme, kavrama gücü. 3. Dini gerçek ve sırlan biliş. 4. Kültür.

İrgün: Sabahın erken saatleri

İrman: 1. Çağrısız gelen kimse. 2. Dalkavuk. 3. Eğreti. 4. Arzu, istek. 5. Pişmanlık.

İrsen: Miras olarak, anadan babadan geçerek

İrşad: 1. Doğru yolu gösterme uyarma.

İrza: Gönlünü etme, hoşnut etme

İsabet: 1. Düşme, (isabet). 2. Düşme, çıkma. 3. Değme, tutma. 4. Yerindelik, yazılmazlık.

İsfid: 1. Ak, beyaz renkli. 2. (bkz. Esfid).

İsmet: 1. Masumluk, günahsızlık, temizlik. 2. Haramdan namusa dokunan hallerden çekinme. Peygamberin sıfatlarındandır.

İsmihan: Hükümdar isimleri

İsmirar: Esmerleşme, kara olma, kararma

İsna: 1. Övme, şükretme. 2. Değerini yükseltme. 3. Bir yerde uzun zaman kalma.

İsrac: 1. Yakma, yandırma. 2. Aydınlatma.

İstem: 1. Zulüm ve sitem. 2. İsim olarak kullanılması uygun değildir.

İstihsan: Güzel bulma, beğenme

İstikbal: 1. Gelecek zaman. 2. Geleni karşılama.

İyem: Güzellik

İyisan: İyi adla anılan, iyi tanınan kimse

İz: Geride bırakılan simge
Zulfiye Kirantepe

İzan: 1. Anlayış, kavrayış, akıl. 2. Terbiye, edeb. 3. Boyun eğme, göz dinleme.

İzem: Büyüklük, ululuk

İzmir: Antik bir liman kenti.
Baris Basaran

İzra: 1. Aşın övme. 2. Altın arama. 3. Korkutma.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın