D ile başlayan erkek isimleri

Dadaş: 1. Erkek kardeş. 2. Delikanlı, babayiğit.

Dafi: l. Defeden, gideren. 2. Savan, savuşturan, iten.

Dağaşan: Dağaşan

Dağdelen: (bkz. Dağaşan)

Dağhan: Eski Türklerde dağ tanrısı. – İsim olarak kullanılmaz

Dağıstan: Halkının kökü türk olan bir kuzey kafkasya ülkesi.
Ömer XXXX

Dağtekin: (bkz. Dağaşan)

Dahhak: Çok gülen, çok gülücü. – Daha çok lakab olarak kullanılır

Dahi: Üstün zeka sahibi

Daim: Devamlı sürekli, her zaman

Dalan: 1. Biçim, şekil. 2. İnce, narin, zarif.

Dalayer: Deniz adamı

Daldal: Kahraman, yiğit

Daldal: Kahraman, yiğit

Dalokay: Çok beğenilen

Daman: 1. Etek. 2. Bir dağ silsilesinin eteğinde uzanan bölge.

Damra: Peygamberimizin erkek süt kardeşinin ismidir. Anlamı bilinmiyor.
Fatma Akkaş

Dana: 1. Bilen, bilici, bilgin.

Darcan: 1. Aceleci, sıkıntılı. 2. Serçe.

Darga: Başkan, lider

Deha: Dahi, zekâca çok üstün olan

Demir: Dayanıklı ve kullanış sahası geniş, mavimsi esmer renkli bir maden

Demirağ: – Demirden ağ.

Demiralp: Demir gibi sağlam ve yiğit

Demiray: Demir gibi

Demircan: (bkz. Demirağ)

Demirdelen: (bkz. Demirağ)

Demirel: Demir gibi güçlü eli olan

Demirer: Demir gibi güçlü kimse

Demirhan: Güçlü hükümdar

Demirkan: Güçlü soydan gelen

Demirman: Demir gibi güçlü sağlam kimse

Demiröz: Özü demir gibi güçlü olan

Demirşah: (bkz. Demirhan)

Demirtekin: (bkz. Demirhan)

Demirtuğ: (bkz. Demirtekin)

Demren: Okun ucuna geçirilen demir ya da kemik parçası

Dengiz: (bkz. Deniz)

Dengizer: Denizci

Denizalp: Yiğit denizci

Denizcan: (bkz. Denizalp)

Denizer: Deniz adamı, denizci

Denizhan: 1. Denizlerin hakimi, yöneticisi. 2. Eski Türklerde Deniz tanrısı. – İsim olarak kullanılmaz.

Denizmen: Denizci, deniz adamı,
denizi seven
İhsan Okay

Denizmen: Denizci, deniz adamı,
denizi seven
İhsan Okay

Derbend: Kapılar kapısı

Derda: Anlamı konusunda bilgi sahibi olan ziyaretçilerimiz bizimle iletişim kurabilirler.
Eslem Özbek

Derman: 1. İlaç. Çare. 2. Takat, kuvvet, güç.

Derviş: 1. Allah için alçakgönüllülüğü ve fukaralığı kabul eden veya bir tarikata bağlı bulunan kimse. 2. Fakir ve muhtaç kimse. 3. Daha çok lakap olarak kullanılır.

Devan: 1. Koşan, seğirten, hızlı yürüyen. 2. Koşmak. Süratle, hızla gitmek.

Devleddin: Dinin mutluluğu, uğuru, büyüklüğü. – Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır

Devletşah: XV. yy. yetişen en tanınmış İran edebiyatçısı

Devran: 1. Dünya, felek. 2. Zaman. 3. Talih, yazgı.

Devrim: 1. Hareket halinde bir şeyin bir eğri çizerek dönmesi, devretmesi. 2. Köklü değişiklik, inkılap. 3. Eski olduğu fark edileni yıkıp yerine yeni olduğu farz edileni koymak. 4. İhtilal.

Devrimer: Devrimin askeri.
Norbi XXX

Dikçam: Çam gibi uzun. Metanetli

Dikmen: 1. Koni biçiminde sivri tepe. 2. Dağların en yüksek yeri. 3. Yayla.

Dilaver: Yiğit, yürekli

Dilazad: Gönlü bir şeyle ilgili olmayan, gönlü rahat. Özgür

Dilem: Gönül ilacı

Dilercan: Dilekte, istekte bulunan

Dilhun: İçi kan ağlayan

Dilsafa: Gönlü şen, rahat, dertsiz

Dilsaz: Gönül yapan

Dilşah: Gönül hükümdarı, şahı

Dinç: Gücü kuvveti yerinde ve sağlıklı

Dinç: Gücü kuvveti yerinde ve sağlıklı

Dinçay: Kuvvetli ay

Dinçer: Kuvvetli kimse, genç, erkek, yiğit

Direm: 1. Akça, para. 2. Gümüş para.

Direnç: Karşı koyan kuvvet, mukavemet

Direnç: Karşı koyan kuvvet, mukavemet

Dirican: Güçlü, canlı kimse

Diriğ: Esirgeme, acıma

Dirsehan: Dede Korkut hikayelerinde, çocuğu olmadığı için hor görülen sonra da Boğaç Han adında yiğit bir oğula sahip olan kahramanın adı

Dizdar: Kale muhafızı

Doğan: Kartalgillerden, alıştırılarak kuş avında kullanılan, yırtıcı bir kuş

Doğanalp: (bkz. Doğan)

Doğanay: Ayın ilk günleri

Doğanbey: Doğan gibi atik ve cesur bey. Doğan bey: Niğbolu kalesini haçlılara karşı koruyan Osmanlı beyi Yıldırım Bayezid dönemi

Doğanbike: (bkz. Doğan)

Doğaner: Güçlü, kuvvetli, yiğit

Doğaner: Güçlü, kuvvetli, yiğit

Doğangün: Sabahın ilk ışıklan

Doğanhan: (bkz. Doğanbey)

Doğanhan: (bkz. Doğanbey)

Doğanten: Şafak vakti

Doğay: Ayın doğması

Doğay: Ayın doğması

Doğu: 1. Doğma bölgesi. 2. Güneşin doğduğu yön, şark.

Doğuhan: Doğu ülkesinin hükümdarı, hakimi

Doğukan: (bkz.. Doğuhan)

Doruk: Tepe, ağaç tepesindeki körpe filiz

Dorukhan: Zirvenin hükümdarı.
Füsun Tek

Duhan: Kuran-ı kerimdeki anlamı kıyamet günü çıkacak duman
Özge Sarı

Dumrul: Dede Korkut hikayelerinde geçen bir kahramanın adı

Durak: 1. Yolu taşıyan araçların düzenli olarak durdukları yer. 2. Durma, dinlenme. 3. Cümle sonuna konulan nokta.

Durali: (bkz. Dursunali)

Duran: Hareketsiz halde bulunan, sabit

Durcan: Canlı kal, ömrün uzun olsun

Durcan: Canlı kal, ömrün uzun olsun

Durhal: Hal üzere kal, olduğun gibi ka

Durkaya: Çocukları devamlı ölen ailelerin yeni doğan çocuklarına verdikleri isim

Durmuş: (bkz. Dursun).

Durna: Bir cins kuş. Turna

Dursun: Çocukları devamlı ölen ailelerin yeni doğan çocuklarına verdikleri ad

Dursunali: Kız çocuğu olmayan ailelerin en son doğan erkek çocuklarına verdikleri isim

Durualp: Özü temiz yiğit

Durucan: (bkz. Durualp)

Duruhan: (bkz. Durualp)

Durukan: (bkz. Durualp)

Durukan: (bkz. Durualp)

Durul: 1. Berrak, saf duruma gel. 2. Dibe çöken şey, tortu.

Durusan: Temiz olarak tanınmış kimse

Duyal: Duygulu, duyarlı, çabuk duygulanan

Dücane: sahabe-i kiramdan önemli bir şahsiyetin adı

Dündar: 1. Eski Fars hükümdarı. 2. Arkayı gözeten, koruyan asker.

Dürüst: 1. Doğru, düzgün, sağlam. 2. Bütün, tam.

Dalga: 1. Denizin yel esince oynayıp kabarması. 2. Denizde hareketli su kütlesi.

Dede: 1. Ana ve babanın babası. 2. Ced, ata. 3. Çok yaşlı kimse. 4. Mevlevilikte çile doldurmuş, dervişlik gayesine erişmiş ve dergahta hücre sahibi olmuş kimse. 5. Bektaşilerde şeyh, baba. – Örfte isim olarak kullanılırken, daha çok lakap olarak kullanılır.

Değer: 1. Bir şeyin tam karşılığı, kıymet, baha. 2. Layık. 3. Bir şeyin sahip olduğu yüksek vasıf. 4. Ehliyet, kabiliyet. 5. Kadir, itibar.

Dehri: Dünyanın sonsuzluğuna inanıp öteki dünyayı inkar eden, ruhun da cesetle birlikte öldüğüne inanan. Materyalist. İsim olarak kullanılmaz

Delal: İnsana hoş, sevimli görünen hal, naz, işve

Deniz: 1. Büyük su kütlesi. 2. Büyük su kütlesindeki dalgalanma.

Derem: Para, akçe

Derim: Çadır

Dersu: Hepsi, kamilen, baştan başa hep

Deryab: Akıllı, anlayışlı

Deva: İlaç. Çare, tedbir

Dilan: Gönüller, yürekler

Dilge: Güzel konuşan kimse

Dimen: Manzara.

Dirayet: Zeka, bilgi, kavrayış

Dirim: 1 . Hayat, yaşam.
2 . Yaşama gücü.
Dirim Dinçer

Doğa: Tabiat karşılığı olarak kuraldışı uydurulmuş kelime.

Doğaç: Önceden düşünülüp hazırlanmadan ortaya çıkan düşünce, eylem
üreten, kendiliğinden olan
Fatoş Uysal

Doğuş: 1. Doğmak işi veya biçimi. 2. Bkz. Dövüş.
Sercan Yılmazer

Dolunay: Tam yuvarlak halde görünen ay, bedir, bedr-i tam

Dora: (Türkçe)1. En yüksek yer, uç.2. Bir şeyin üst kısmı, yukarısı, tepe.3. Dağ doruğu.
Murat Yapıcı

Durusoy: (bkz. Durusan)

Düden: 1. Yer altında akan suların kireçli tabakaları eriterek meydana getirdikleri tabii kuyu. 2. Bataklık, girdap.

Düzey: Seviye karşılığı olarak uydurulmuş olmayan

Düzgün: 1. Girintisi, çıkıntısı, pürüzü olmayan. 2. Düzeltilmiş, tesviye edilmiş. 3. İyi düzen verilmiş. 4. İntizamlı, nizamlı. 5. Yolunda, rayında. 6. Kadınların yüzlerine sürdükleri beyaz veya kırmızı boya.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın