A ile başlayan erkek isimleri

Abdülhamid: Hamdolunmuş, övülmüş, bütün varlığın diliyle övülmüş Allah’ın kulu. – Hamid; Allah’ın isimlerindendir. (bkz. Hamid).- Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

Abdülhan: Kürtçede evdilxan diye yazılır; türkçede abdülhan’ a karşılık gelir tanrının hizmetkarı veya kıralın hizmetkarı anlamında kulanılır bir örnek bedirxan begê evdilxan- abdülhanın oğlu bedirhan bey.
Zuhair Etmanki

Abdülhey: Anlamı hakkında bize yardımcı olabilirsiniz.
Volkan

Abad: 1. Şen, bayındır. 2. (Ar.) Sonsuz gelecek zamanlar.

Abadi: Şen, bayındır, mamurlukla ilgili. Abadı Mehmet Çelebi. Türk hukuk bilgini (1555)

Abay: Beceri. Sezgi, anlayış, dikkat. Abay Kunanbayoğlu. Kazak Türk şiirinin kurucusu

Abaza: Karaçay – Çerkes Özerk bölgesinde yaşayan müslüman bir halk. – Abaza Hasan Paşa, Osmanlı vezirlerinden.

Abbaz: Yüzgeç, yüzücü

Abdi: Kulluk ve itaat eden

Abdullah: Allah’ın kulu. Peygamber (s.a.s)’in en sevdiği isimlerden aynı zamanda babasının adıdır

Abdulmuttalip: Hz. Muhammed’in dedesinin adı. Anlamı konusunda bilgi sahibi olan ziyaretçilerimiz yorumları ile bize yardımcı olabilirler.
Oguzhan Coşar

Abdülvacid: Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve servetine nihayet bulunmayan Vacid’in kulu. Vacid, Allah’ın isimlerindendir. -(bkz. el-Vacid)

Abdülhamid: Hamdolunmuş, övülmüş, bütün varlığın diliyle övülmüş Allah’ın kulu. – Hamid; Allah’ın isimlerindendir. (bkz. Hamid).- Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

Abdülhan: Kürtçede evdilxan diye yazılır; türkçede abdülhan’ a karşılık gelir tanrının hizmetkarı veya kıralın hizmetkarı anlamında kulanılır bir örnek bedirxan begê evdilxan- abdülhanın oğlu bedirhan bey.
Zuhair Etmanki

Abdülhey: Anlamı hakkında bize yardımcı olabilirsiniz.
Volkan

Abdülvacid: Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve servetine nihayet bulunmayan Vacid’in kulu. Vacid, Allah’ın isimlerindendir. -(bkz. el-Vacid)

Abgun: 1. Mavi renk. Gök. 2. Parlak. 3. Nişasta

Abher: 1. Nergis çiçeği. 2. Yasemin. 3. Zerrin kadehi çiçeği. 4. Dolu kab.

Abhiz: 1. Büyük dalga. 2. Kaynak. 3. Su yolu.

Abılay Han: Orta cüz Kazak Hanı. Ülkesini Çinlilere, Hive hanlıklarına karşı ustaca savundu (1711-1781)

Abışka Noyan: İlhanlı komutan. (XIII-XIV. yy.) bkz. Abuşga

Abide: Anıt. Önemli ve değerli yapıt

Abitter: İbadet eden kimse
Abitter

Abuşka: Koca, zevc, yaşlı erkek

Abuzer: Altın suyu. Altın suyu gibi parlak ve görkemli. Yahut Ebu Zer (el-Gıfarî) isminin fonetik değişikliğe uğramış şekli

Abuzettin: Din yolunda çabuk, hızlı gide

Aca: 1. Amca, ağabey. 2. Güçlü kuvvetli, başladığı işi bitiren. 3. Büyük

Acabay: (bkz. Aca)

Acahan: (bkz. Aca)

Acaralp: Yiğit, becerikli, cesur kişi

Acarbay: Doğan Acarbay, olimpiyatlarda yarışmış Türk atlet, 1948

Acarer: (bkz. Acaralp)

Acarkan: (Acaralp)

Acarman: Çevik, becerikli, girişken

Acaröz: Özünde yiğitlik bulunan

Acarsoy: Yiğit, soylu

Aclan: Hızlı, çabuk, telaşlı. Osman Bey ile çağdaş olan 14. yy. ortalarında yaşamış Karasi Beyi

Acun: Dünya, varlık

Acunal: Dünyayı kapsayan, dünyayı fetheden

Acunalp: (bkz. Acunal)

Acunman: Dünyaca tanınmış, ünlü

Ada: Dört Tarafı Sularla Çevrili Kara Parçası
Aylin Öner

Adahan: Adanın hakimi, yöneticisi

Adal: “Adın yayılsın, ün kazan” manasında

Adaleddin: Dinin adaleti- Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır

Adar: Erginlik, olgunluk.
Murat Özdemir

Adem: 1. Allah’ın yarattığı ilk insan, insan soyunun atası ve ilk peygamberi. 2. Adam. 3. İyi, temiz kimse. Adem (a.s.) ilk insan ve ilk isimlendirilen varlık. Kur’an’da Hz. Adem’in 25 yerde ismi geçer.

Adilhan: Adil yönetici

Adin: Cennet (Adn)

Adnan: Cennette ölümsüzlüğe kavuşan kimse

Afil: 1. Uful eden, gurub eden, batan (güneş, yıldız). 2. Görünmez olan, kaybolan

Agah: Bilgili, haberli, uyanık, afif. Vakıf olmuş, malumatlı. Agah Efendi: (1744-1824). Türk devlet adamı

Ager: Temiz, doğru kims

Agra: Çok sevimli, çok yakışıklı

Ağa: 1. Yaşlanma manasına gelen "ağmak"tan. Büyük, efendi. Büyük kardeş, ağabey.

2. Amir, baş, reis. Eski devlet teşkilatımızda bazı idarecilere verilen unvan.

3. Osmanlı devletinde okuma-yazma bilenlere verilen şeref unvanı.

4. Halkın saygısını kazananlara verilen unvan.

5. ..

Ağahan: Nizari İsmaili imamlara verilen unvan. Doğu Türk-çesinde ağabey anlamında da kullanılmıştır. Türk kökenli Kaçarların onur unvanıydı. Ağa Han: Nizari İsmailîlerin dini önderi

Ağaner: Saf, temiz, duru insan

Ağar: 1. Beyaz renkli. 2. Açık tavırlı, samimi. 3. Asil, onurlu, şerefli

Ahad: 1. Bir, kişi, kimse. 2. Birler, birden dokuza kadar olan sayılar. 3. Ünlü Türk denizcilerinden Ahad bey (Umur bey donanmasından).

Ahavi: 1. Kardeşçe, dostça. Kardeş gibi

Ahbarî: Haber veren, rivayet eden

Ahdi: Ahd, and icabı veya ahd ve ahda müteallik. Ahdî, Türk tezkire yazan ve Divan şairi (Bağdat 1593)

Ahen: Demir, sert, güçlü, parlak, kılıç

Anlamı konusunda ayrıntılı bilgi sahibi olan ziyaretçilerimizin bizimle iletişime geçmelerini rica ediyoruz.
Şükran Kurtuluş

Ahi: 1. Ahi ocağına mensup olan kimse. 2. Cömert, eliaçık. Ahi Benli Hasan. Türk şairi. Yavuz döneminde yaşamış ve Şirinu Perviz mesnevisini yazmıştır.

Ahid: 1. Bir şeyin yerine getirilmesini emretmek. 2. Söz vermek. Emir, talimat, taahhüt, anlaşma, yükümlülük.

Ahmed: Çok, en çok övülmüş, methedilmiş. Kur’an-ı Kerim’de Saf suresinin 2. ayetinde: Hz.İsa, İsrailoğullarına: “…adı Ahmed olan peygamberi de müjdeleyici olarak geldim” şeklinde geçen isimlendirme ile Peygamberimizin isimlerinden birisi olarak anıldı ve kullanılmaya başlandı.- ..

Ahmer: Kırmızı, kızıl

Ahnef: 1. Ayaklan çarpık ve eğri büğrü olan. Daha çok lakap olarak kullanılır. Ahmet b. Kays, as-habdan.

Ahnes: Basık ve sivri burunlu. Daha çok lakap olarak kullanılır

Ahver: -1. Müşteri yüzlü, güzel gözlü adam. 2. Zeki, akıllı

Ahves: Cesur, kahraman, yiğit

Akabe: 1. Sarp geçit, çıkılması zor yokuş. 2. Tehlike. Atlatılması zor güçlük, muhtıra.

Akad: Doğruluğuyla, dürüstlüğüyle tanınmış kimse

Akad: Doğruluğuyla, dürüstlüğüyle tanınmış kimse

Akalın: Alnı açık, suçu olmayan, onurlu. Akalın (Besim Ö-mer Paşa). Türk hekim

Akalp: Cömert, eli açık yiğit

Akansel: 1. Akarsu. 2. Uzun mesafeler geçerek denize dökülen akarsu.

Akar: 1. Akıp geçen. 2. Gelir getiren.

Akar: 1. Akıp geçen. 2. Gelir getiren.

Akasoy: Sevilen, sayılan soydan gele

Akbatu: Yiğit erkek

Akbatu: Yiğit erkek

Akbatun: (bkz. Akbatu)

Akbehmen: Peygamber çiçeğinin eşanlamlısı.

Akboğa: Boğa gibi güçlü ve temiz şahsiyetli. Akboğa Celayir: Moğol emir ve komutanı

Akbora: (bkz. Bora

Akbudun: Temiz, tanınmış soydan gele

Akburak: (bkz. Burak

Akburak: (bkz. Burak

Akcebe: Beyaz zırh sahibi yiğit

Akcebe: Beyaz zırh sahibi yiğit

Akçalı: Varlıklı, zengin

Akçar: iyi ruhlar

Akçora: İyi ruhlar

Akdemir: Demir gibi güçlü ve temiz yürekli. Yiğit

Akdemir: Demir gibi güçlü ve temiz yürekli. Yiğit

Akdes: En kutsal

Akdil: İyi, doğru, güzel konuşan kişi

Akdoğan: (bkz. Doğan)

Akdoğan: (bkz. Doğan)

Akdoru: Doruğu bulutlu dağ

Akdoru: Doruğu bulutlu dağ

Akel: 1. Doğru, dürüst işler yapan kimse. Dürüst, güvenilir erkek.

Akergin: (bkz. Akerman)

Akergin: (bkz. Akerman)

Akerman: Dürüst, soylu, temiz kişi

Akgiray: (bkz. Akergin

Akgün: Mutlu, sevinçli gün

Akhan: Dürüst hakan

Akıman: Cömert, eli açık kimse

Akın: Her engeli aşan, güçlüklerden yılmayan, hızlı hareket kabiliyetine sahip

Akınalp: Akın yapan yiğit. Yiğit

Akınalp: Akın yapan yiğit. Yiğit

Akıncı: -Osmanlılarda ileri karakol. Ani vurkaçlarla düşmanlarının moralini bozan uç süvarileri. Hafif süvari

Akıncı: -Osmanlılarda ileri karakol. Ani vurkaçlarla düşmanlarının moralini bozan uç süvarileri. Hafif süvari

Akıner: (bkz. Akınalp

Akıntan: Tan yeri ağarırken yapılan akı

Akman: 1. Temiz, beyaz, güzel insan. 2. Yaşlı kimse.

Akmaner: (bkz. Akman)

Aköz: Özü sözü doğru kişi, temiz kişilikli

Aksan: İyi ve temiz tanınmış kimse.

Aksın: Temiz, doğru, dürüstsün

Aksoy: Temiz soylu

Aksun: (bkz. Aksu)

Aksuner: (bkz. Aksungur)

Aksüyek: Eski Türklerde soylu anlamında kullanılırdı

Akşit: Kutlu uğurlu. 2. Ak. 3. Güneş, nur, aydınlık. Akşit Muhammed b. Tugac: İhşidiler devletinin kurucusu

Aktaç: Beyaz taç

Aktar: Parlak, aydınlık sabah

Aktaş: Mermer

Aktekin: Parlak, görkemli, temiz huylu yiğit

Aktekin: Parlak, görkemli, temiz huylu yiğit

Aktemür: Akdemir

Aktolga: (bkz. Tolga)

Aktuğ: (bkz. Aytuğ)

Akyiğit: Dürüstlüğü ve temizliğiyle tanınmış yiğit.

Akyol: Dürüst, doğru ve iyi yol

Alaaddin: -Dini yüceltmek için din uğruna çalışan kimse. Alaaddin Keykubad (1192-1237) Anadolu Selçuklu Sultanı. – Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır

Alacan: (bkz. Akan)

Alanalp: Ülke alan, fetheden, fatih

Alanay: (bkz. Alanalp)

Alaner: (bkz. Alanalp)

Alangu: -Altın geyik

Alatan: Güneş doğmadan önce ufukta beliren karışık renkler

Alatay: Derisinde benekler olan tay

Aldebaran: Bir takım yıldızı arapçada takipçi anlamına geliyor.
Sertan İlker

Alemdar: 1.Bayrak veya sancak tutan, taşıyan, bayraktar, sancaktar. 2. İşe önderlik eden. Alemdar Mustafa Paşa: Osmanlı veziri.

Algan: Alan, fetheden, fatih

Algın: 1. Güçlü, iyi, güzel, sıcakkanlı, sevimli. 2. Sevdalı, aşık, vurgun. 3. Hızlı akan su. 4. Renksiz, cılız, zayıf.

Algın: 1. Güçlü, iyi, güzel, sıcakkanlı, sevimli. 2. Sevdalı, aşık, vurgun. 3. Hızlı akan su. 4. Renksiz, cılız, zayıf.

Alınak: Doğru, güvenilir

Alışan: Şan ve şerefi yüce ve yüksek olan çok değerli

Ali Han: Yüce han

Alican: Ali ve can isimlerinin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. – (bkz. Ali ve Can)

Alicengiz: Akla gelmez, şeytanca, beklenmedik ve umulmadık tarzda anlamlan ile “Alicengiz oyunu” deyiminde geçer

Aligüher: Yaratılışı ve mayası yüce ve değerli olan

Alikadr: 1. Yüksek kıymette olan, çok kıymetli, çok takdir edilen, çok saygıdeğer. 2. Meşhur bir çeşit lale.

Alişah: Hükümdarların en yücesi. Alişah Taceddin. (?-1324). İlhanlı veziri

Aliyar: 1. Yar, dost, sevgili. 2. Alinin dostu, sevgili adı. 3. Yüce dost. – Birleşik isim

Aliye: Yüce, yüksek, bir şeyin en yukarısı, tepesi. – (bkz. Ali)

Alkım: Gökkuşağı. Alkım (Uluğ Bahadır) Türk Arkeolog

Alkın: 1. Sevdalı, aşık, vurgun. 2. El çırpma, övme.

Alkur: Hep, bütün, herkes

Alp: 1. Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehlivan.

2. Seyfi kola mensup, savaşçı, fütüvvct ehli. Alperen, Alpgazi. Bu isim İslam'dan sonra da Türkler arasında kullanılmaya devam etti.

Alpagu: 1. Tek başına düşmana saldıran yiğit. 2. Eski Türklerde bir rütbe adı. 3. Eski Türklerde bir kurt adı.

Alpağan: Cesur, yiğit, kahraman

Alpak: Dürüst, kahraman, yiğit

Alparslan: Korkusuz, yiğit, Soylu, aslan gibi anlamında

Alpartur: Kendine güveni olan yiğit

Alpaslan: Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi. Büyük Selçuklu hükümdarı. Selçukluların en büyük zaferi sayılan Malazgirt zaferi onundur (l071)

Alpay: Cesur, yiğit kimse

Alpaydın: (bkz. Alpay)

Alpbike: genç, delikanlı, (bkz. Alp)

Alpçetin: (bkz. Alpay)

Alpde.Mir: (bkz. Alpay)

Alpdoğan: Doğuştan yiğit olan

Alper: 1. Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehlivan. 2. Seyfi kola mensup, savaşçı, fütüvvct ehli. Alperen, Alpgazi. Bu isim İslam’dan sonra da Türkler arasında kullanılmaya devam etti.

Alperay: Alp: Cesur erkek ve Eray: ilk ay isimlerinin birleşiminden oluşmuştur.
Hüsnü Şirin

Alperen: Yiğit, bahadır

Alpertunga: Efsanevi Türk hükümdarı ve destan kahramanı. M.Ö. 626 yıllarında yaşayıp İranlılarla uzun savaşlara giren Turan (Saka) hükümdarı olduğu söylenir.Türk, İran, Arap, Hint, Eski Yunan ve Asur kaynaklarında kendisinden değişik adlarla bahsedilir

Alpgiray: Yiğit hükümdar. Kırım veliahtı. Bir ara Kırım Hanı da oldu

Alphan: Yiğit hükümdar

Alpkan: Yiğit soydan gelen

Alpkın: Keskin kılıç

Alpman: Yiğit, cesur, kahraman

Alpsoy: (bkz. Alpkan). Yiğit ve cesur soya mensub

Alptekin: Kahraman şehzade. Birleşik isim. Alp: Kahraman, Tekin: Şehzade

Alptuğ: Yiğit cengaver, sevilen komutan, hükümdar, tuğluk.
Tuncay Eker

Altan: 1. Sabahın güneş doğarkenki zamanı. 2. Hakanlara verilen unvan, sultan, padişah.

Altar(Sunak): Tapınaklarda, üzerinde kurban kesilen, günlük yakılan, dinî tören yapılan taş masa

Altuğ: (bkz. Tuğ)

Altuna: Tuna ırmağının gün batarken aldığı durum için osmanlıların verdiği ad.
Yusuf Tuna

Altunç: 1. Bakır alaşımı. 2.Kırmızı bakır. 3. Kırmızı, al gözlü.

Altuner: Değerli kimse

Amil: 1. Fail, yapan, işleyen. 2. İslam devletlerinde zekat, vergi tahsildarı veya valiler ve devlet memurlan.

Amuz: Bilen, öğrenmiş, öğreten

Andak: Hemen, o anda. – Erkek ve kız adı olarak kullanılır

Angın: 1. Tanınmış, ünlü, namlı. 2. Bayındır.

Anif: 1. Sert, şiddetli. 2. Haşin. 3. Geçmişte, pek yakında, burnun ucu denecek kadar yakından geçen. 4. Biraz önce, belirtilen, bahsedilen.

Aramdil: 1. gönül rahatı. 2. Sevilen güzel. 3. Yer mekan.

Aras: Kalın Yün, At kılı anlamında (Aras nehri)

Araz: İşâret, alâmet. * Tesâdüf, rast gelme. * Kaza. Felâket. Zâtî olmayan hâl ve keyfiyet.

Arcan: Özü saf, temiz kimse

Biral Aliosmanoglu

Arcenk: Namus uğruna kahramanca mücadele eden.

Kaynak: http://tr.wiktionary.org/wiki/arcenk.
Hüseyin Y

Arda: 1. Eskiden bazı çavuşların elde tuttukları uzun değnek. 2. İşaret için dikilen değnek. -3. Çıkrıkçı kalemi. 4. Sonra gelen.

Ardalı: (bkz. Arsal)

Ardan: (bkz. Arsal)

Ardıl: Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse, öncel karşıtı, arda, halef.
mantık: Bir çıkarımda varılan sonuç.
Ardıl Fascı

Aref: 1. Pek maruf, çok bilinen. 2. Arif, anlayışlı ve bilgili.

Arel: Temiz, dürüst kimse

Argun: Temiz, aydınlık gün

Argün: Temiz, aydınlık gün

Arhan: Üstün nitelikli, gururlu bakan

Arıcan: Temiz, doğru kimse

Arıç: Barış, asayiş

Arıer: Çalışkan kimse

Arıhan: (bkz. Arhan)

Arıkal: Temiz, doğru, dürüst kal

Arıkan: Temiz soy

Arıkhan: (bkz. Arhan

Arın: 1. Temiz, arı, saf. 2. Alın. 3. Yüz, cephe. Dağların, tepelerin yüzü.

Arınç: 1. Temiz, saf, arı. 2. Barış.

Arınç: 1. Temiz, saf, arı. 2. Barış.

Arısal: An gibi çalışkan kimse

Arısan: Temiz, doğru tanınmış kimse

Arısan: Temiz, doğru tanınmış kimse

Arısoy: (bkz. Arısan)

Arıtan: Temizleyen, arı duruma getiren

Arif: 1. Meşhur, çok tanınmış, mütearif. 2. Bilgi sahibi. Bilen, bilgili, irfan sahibi. 3. Sıbyan mektebi hocası veya kalfası.

Arjin: Yaşam ateşi, yiğit
Şahin Kara

Arkan: 1. Temiz, ari kandan gelen. 2. Üstün galip. Arkan (Seyfı) Türk mimar (1903-1966).

Arkın: Yavaş, ağır, sakin, gelecek yıl

Arkut: Temiz, uğurlu, kutlu

Arman: 1. Hasret, özleme. 2. Zahmet, sıkıntı. 3. Teessüf. 4. Pişmanlık.

Armanç: Amaç, gaye, hedef

Arraf: l Falcı, kahin. Müneccim. 2. Hekim. 3. Göçebe Arap aşiretlerinin örfe vakıf umumi bilgileri.

Arsal: Temiz huylu, namuslu

Arslangiray: Cesur, korkusuz han. Arslan Giray: Kırım hanı (1702-1767).

Arslanşah: Arslan gibi cesur ve yiğit şah, kral. Cesur komutan. Arslan Şah: Kirman Selçuklu hükümdarı (l 145).

Artaç: Ar+ Taç Utanma duygusunu baş tacı eden

Artan: 1. Yarar, fayda. 2. Üstünlük, meziyet, nitelik.

Artimur: (bkz. Aktemur)

Artuç: Ucu sivri demirle donanmış mızrak

Artun: Gururlu, kendine güveni olan, vakur.

Arzık: Dindar, sofu

As: 1. Mersin ağacı. 2. (Fars.) Değirmen.

Asal: Başlıca, esaslı, temel

Asalet: Soy temizliği, soyluluk

Asalettin: Asil soylu, asalet
Asalettin

Asfa: Çok saf, en temiz, halis

Asıf: Pek sert, pek şiddetli, şiddetle esen

Asım: 1. Yasak, yanına yaklaşılamayan. 2. Günahtan, haramdan çekinen. 3. İffetli, afif, ismetli, perhizkar. Asım b. Umeyr: (749). İslam komutanlarından. Maveraünnehir fethine katıldı ve yiğitliğiyle ün saldı.

Asil: 1. Sağlam. 2. İyice kökleşmiş, yüksek duygularla hareket eden. 3. Kendi kendine hareket eden. 4. Soyu, sopu belli. Necip.

Asime: Akılsız, beyinsiz, şaşkın, sersem. – İsim olarak kullanılmaz

Asker: 1. Ordu, ordu örgülüyle ilgili. Vazife yapan. 2. Ülke savunmasında istihdam edilmek üzere eğitilip donatılan kimse. 3. Rütbesiz asker, er.

Aslan: Türklerin, güçlü insan tanımlarında genellikle seçtikleri ormanlar kralı

Asrın: Bu asıra ait, bu devire uygun

Asri: Zamana uygun, çağdaş

Asutay: Hırçın tay

Aşık: 1. Bir başkasını aşkla seven.

2. Dalgın, unutkan.

3. Tasavvufta Allah'a muhabbet duyan kişi. Aşık Çelebi (1520-1572) Osmanlı şair ve yazarlardan.

Aşkıner: (bkz. Aşkın)

Atabek: 1. Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs. 2. Lala. Devlet idaresinde yetki taşıyan naip.

Ataberk: Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs. Lala.
Serdar Karabulut

Atabey: Devlet yönetiminde bir san. Lala

Atacan: (bkz. Ata)

Ataç: Atalardan gelen, atalarla ilgili olan

Ataergin: (bkz. Ata)

Atahan: (bkz. Ata)

Atakan: -1. Düşünmeksizin her işe sokulan adam. 2. İleri atılan

Atalay: (bkz. “Ata”). Ünlü, namlı, şöhretli. Atalay Mahmut, Türk güreşçi. Balkan, Avrupa, Dünya ve Meksika Olimpiyatları şampiyonu oldu (1968)

Ataman: (bkz. “Ata”). 1. Ata kişi, başkan, önder. 2. Don kazaklarının önderlerine verilen ad

Ataman: (bkz. “Ata”). 1. Ata kişi, başkan, önder. 2. Don kazaklarının önderlerine verilen ad

Ataner: (bkz. Ata)

Atanur: Atasından aldığı nuru taşıyan

Atanur: Atasından aldığı nuru taşıyan

Atasagun: Eski Türklerde hekimlere verilen isim

Atasan: (bkz. Ata)

Atasev: Atasını seven
erkan gürsoy

Ataseven: (bkz. Ata)

Atasoy: (bkz. Ata)

Atatuğ: (bkz. Ata)

Atay: Bilinen, tanınmış

Ateş: Yanıcı maddelerin yanmasıyla ısı ve ışığın ortaya çıkması

Atıf: 1. Çevirme, meylettirme, imale. 2. Yükletme, birinin işi veya sözü olduğunu iddia etme, hami, isnad. 3. Yüzünü çeviren, meyleden, mail, müteveccih. 4.Merhamet sahibi, şefkatli, acıyan. 5. Beğenen. Atıf Efendi (Mehmet Kuyucaklı. (-İst. 1847). Osmanlı matematik bilgini. Şam ve İstanbul k..

Atıl: Girişken ol, ilerlemek için çaba göster

Atıl: Girişken ol, ilerlemek için çaba göster

Atılgan: 1. Karşısına çıkabilecek engellerden ve tehlikelerden korkmadan her zaman ileriye atılan. 2. Karşı çıkan, çekinmesi olmayan, cüretkar. 3. Hevesli.

Atınç: Atılgan / Atak

Atilla: 1. Büyük, ünlü. 2. Babacık. 3. Savaşçı, fatih. 4. Hun Türklerinin büyük imparatoru (400-453).

Atkın: Atılmış. Kumaş dokumada kullanılan tabir

Atlan: Ata bin

Attab: Yumuşak huylu. Sertlik yanlısı olmayan. Uyumlu. Attab b. Esid. Sahabeden. Mekke valiliği yapmıştır. Rasulullah tarafından atanmıştır

Attar: 1. Güzel kokulu bitki özleri, yağlan vb. satan, güzel koku ticareti yapan kimse. 2. İlaç maddeleri vb. şeyler satan adam. 3. Mahalle aralarında bazı baharatlar ile iğne, iplik vb. satan dükkan sahibi. Attar: Meşhur İranlı şair.

Attila: Hunların “Tanrının Kırbacı” denilen büyük hükümdarı

Avcı: l. Avlanan, av sporu yapan kişi. 2. Bir şeyi elde etmeye uğraşan. 3. Osmanlı sarayında şikariler diye adlandınlan askeri grup.

Avcı: l. Avlanan, av sporu yapan kişi. 2. Bir şeyi elde etmeye uğraşan. 3. Osmanlı sarayında şikariler diye adlandınlan askeri grup.

Avvad: Ud çalan, udçu. Avvad (Tevfik Yusuf): Lübnanlı yazar, gazeteci. Diplomat

Ayalp: Ay kadar parlak ve güzel, yiğit

Ayana: Saygı.

Ayaydın: Ay ışığı, aydınlığı

Ayaz: Soğuk ve Durgun hava. Dondurucu soğuk. Ayaz: Selçuklu emin (Öl. 1105)

Aybar: 1. Gösterişli, heybetli, görkemli. 2. Korku veren.

Aybars: Ay ve Pars kelimelerinden, Ay gibi güzel, pars gibi yırtıcı

Aybek: Put, sanem

Ayçetin: Zor, güç ay

Ayçetin: Zor, güç ay

Aydemir: Marangozların kullandığı kavisli bir keser çeşidi

Aydıner: (bkz. Aydın)

Aydıntan: Şafak vakti

Aydıntuğ: (bkz. Aydın)

Aydinç: Cesur, aydın

Aydolun: Dolunay, mehtap

Aygut: Karşılık, mükafat

Aykaç: 1. Söyleyen, konuşan. 2. Akıl veren. 3. Ozan, şair.

Aykan: Soylu, asil, temiz kişi

Aykut: 1. Kutlu, uğurlu ay. 2. Karşılık, mükafat.

Aykutalp: Mükafat veren kahraman, iyi karşılık veren bahadır

Aykutalp: Mükafat veren kahraman, iyi karşılık veren bahadır

Ayman: Ay gibi güzel, ışıklı kimse

Aymete: (bkz. Mete)

Aymutlu: (bkz Mutlu)

Aymutlu: (bkz Mutlu)

Aysungur: (bkz. Sungur)

Aysungur: (bkz. Sungur)

Aytaç: Başa takılan ay şeklinde taç

Aytek: Ay gibi (Eski Türkçede tek/teg olarak kullanılmıştır)

Aytekin: Ay şehzadesi, ay prensi

Aytigin: (bkz. Tigin)

Aytuğ: 1. Mızrağın ucuna yapılmış ayın üstüne yapılan tüy. 2. Tuğ, tüy, fars gibi.

Aytun: Ay ve gece

Aytun: Ay ve gece

Aytün: Ay ve gece

Ayvaz: 1. Arapça ivaz kelimesinin bozulmuş şekli. 2. Eskiden kibar konaklarda yemek servisi yapan ve sokak işlerinde kullanılan Vanlı Ermenilere verilen ad. Ermeni uşak. 3. Karagöz perdesinin belli başlı tiplerinden biri. 4. Köroğlu destanında bir kahraman.

Azad: l. Hür, serbest. 2. Kimseye bağımlı olmayan. 3. Kurtulmuş. 4. Müberra. 5. Zarif, nazik. -Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

Azam: En büyük, daha büyük, ulu. İmam-ı Azam Ebu Hanife: Hanefi mezhebinin kurucusu. Büyük alim ve müctehid

Azameddin: Dinin ululuğu, emaneti. – Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır

Azamet: Büyüklük, ululuk

Azim: 1. Büyük, ulu, cesim, iri, muhteşem. 2. Kuvvetli, şiddetli, derecesi yüksek. 3. Ehemmiyetli, mühim, müthiş.

Aziz: 1. Muhterem, sayın. 2. Sevgili. 3. Veli, evliya, ermiş. 4. Az bulunur. 5. Allah’ın izzetli kıldığı, mü’min. – Aziz (İmadettin Abulfeth Osman el-Aziz): Selahaddin Eyyubi-’nin II. oğlu. Kardeşi el-Efdal, Melik iken kendisi Şam’ı terkederek Mısır Eyyubileri hükümda..

Azmun: Deneme, sınama, tecrübe

Azraf: 1. Zarif. 2. Pek ince, pek nazik. 3. Çok zeki.

Azrail: Ölüm meleği
Ahmet Şanlıtürk

Azur: Yardım eden.

Azzam: En büyük, en ulu. Abdullah Azzam: Afganistan İslâmî hareketinin siyasi liderlerinden. Bir suikast sonucu şehit olmuştur

Acar: 1. Becerikli. 2. Atılgan, ele avuca sığmaz. 3. Halk. 4. Yeni, taze (örfte). Acar, Sırrı: 1967 Dünya Güreş şampiyonu Türk.

Adalet: 1. Hakka riayctkarlık, hak tanırlık, haklılık, doğruluk. 2. Haksızlıktan uzaklaşma. 3. Düzenli ve dengeli davranma. 4. Hakkaniyet.

Adanır: Şanlı, şöhretli

Adıgüzel: Güzel isim. Verilen ismin güzel olması

Ahfa: Kalb, ruh, sır, hafi, ah-fa şeklinde sıralanan “Ietafet-i hamse” sonuncusuna verilen ad

Akay: Beyaz ay, ayın tam bir daire olarak dolgun, parlak göründüğü evre. Ak ve ay kelimelerinden birleşik isim.

Akbilge: Alim, bilgili, dürüst kimse

Akçıl: Beyazımsı, solgu

Aksel: Ak-sel.

Akşın: 1. Az ak, akımsı.2. Derisinde, kıllarında ve gözlerinde doğuştan boya maddesi bulunmadığı için her yanı beyaz olan (insan, hayvan).

Aktan: Aydınlık, mehtaplı gece

Akyıl: -Temiz, güzel sene

Akyıldız: Akşama doğru doğan parlak yıldız. Çoban yıldızı, sabah yıldızı

Ala: Yüce (19. Ayet).
Sevgi Ertürk

Altınay: Altın ve ay kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir isimdir.
Altınay XXXX

Alya: 1. Yüksek yer, yükseklik. 2. Gök, sema.

Amel: İş, işlem, eylem.

Anı: Yaşanmış olaylardan belleğin sakladığı

Armağan: 1. Hediye, peşkeş, tuhfe, bergüzer. 2. Birinin gördüğü işe veya başarısına karşılık olarak verilen şey, mükafat.3. Bir ilim adamını tanıtmak veya çalışmalarından ötürü mükafatlandırmak maksadıyla adına çıkarılan ilmi eser. (Köprülü Armağanı).

Asgar: En küçük, daha küçük

Asi: Çok isyan eden, çok isyancı.

Aşkın: 1. Geçkin, aşmış olan. 2. Ölçüyü kaçıran, coşkun. 3. Fazla. 4. Sonra. 5. Benzerlerinden daha üstün.

Ayber: Ay meyvası

Aybige: Büyük ay, dolunay

Aycihan: Cihanı aydınlatan ışık

Acar: 1. Becerikli. 2. Atılgan, ele avuca sığmaz. 3. Halk. 4. Yeni, taze (örfte). Acar, Sırrı: 1967 Dünya Güreş şampiyonu Türk.

Adalet: 1. Hakka riayctkarlık, hak tanırlık, haklılık, doğruluk. 2. Haksızlıktan uzaklaşma. 3. Düzenli ve dengeli davranma. 4. Hakkaniyet.

Adanır: Şanlı, şöhretli

Adıgüzel: Güzel isim. Verilen ismin güzel olması

Ahfa: Kalb, ruh, sır, hafi, ah-fa şeklinde sıralanan “Ietafet-i hamse” sonuncusuna verilen ad

Akay: Beyaz ay, ayın tam bir daire olarak dolgun, parlak göründüğü evre. Ak ve ay kelimelerinden birleşik isim.

Akbilge: Alim, bilgili, dürüst kimse

Akçıl: Beyazımsı, solgu

Aksel: Ak-sel.

Akşın: 1. Az ak, akımsı.2. Derisinde, kıllarında ve gözlerinde doğuştan boya maddesi bulunmadığı için her yanı beyaz olan (insan, hayvan).

Aktan: Aydınlık, mehtaplı gece

Akyıl: -Temiz, güzel sene

Akyıldız: Akşama doğru doğan parlak yıldız. Çoban yıldızı, sabah yıldızı

Ala: Yüce (19. Ayet).
Sevgi Ertürk

Altınay: Altın ve ay kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir isimdir.
Altınay XXXX

Alya: 1. Yüksek yer, yükseklik. 2. Gök, sema.

Amel: İş, işlem, eylem.

Anı: Yaşanmış olaylardan belleğin sakladığı

Armağan: 1. Hediye, peşkeş, tuhfe, bergüzer. 2. Birinin gördüğü işe veya başarısına karşılık olarak verilen şey, mükafat.3. Bir ilim adamını tanıtmak veya çalışmalarından ötürü mükafatlandırmak maksadıyla adına çıkarılan ilmi eser. (Köprülü Armağanı).

Asgar: En küçük, daha küçük

Asi: Çok isyan eden, çok isyancı.

Aşkın: 1. Geçkin, aşmış olan. 2. Ölçüyü kaçıran, coşkun. 3. Fazla. 4. Sonra. 5. Benzerlerinden daha üstün.

Ayber: Ay meyvası

Aybige: Büyük ay, dolunay

Aycihan: Cihanı aydınlatan ışık

Aydın: 1. Aylı gece, mukmin. 2. Aydınlık, ışıklı, parlak, ruşen, ziyadar, münevver. 3. Açık, belli, ortada, vazıh, aşikar, bahir. 4. Kutlu, uğurlu, mübarek, mesut. 5. Okumuş, kültürlü ileri fikirli, münevver. Kılıçarslanın hanımının ismidir.

Aygün: Gösterişli, ay ve güneş kadar güzel anlamında.

Ayndilge: Pınar, su, kaynak. – Antakya-Halep arasında, Suriye sınırına çok yakın bir yerde bulunan kaynak su. Tarihte bu kaynak dolayısıyla önemli yerleşim bölgesi olmuştur

Ayral: Benzerlerinden farklı olan, kendine özgü, değişik

Aysan: Ay gibi, ay yüzlü

Aysev: Ay gibi sevgili

Ayşan: Ay gibi, ay yüzlü

Aytuna: (bkz. Tuna)

Aytunca: (bkz. Tunca)

Ayyüce: Ay gibi parlak ve ulu.

Azem: Cennet kapısını bekleyen meleklerden biri.
Oğuz Kağan

Azref: 1. Çok zarif, en zarif. 2. Çok zeki.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın